Düğün ve nişan gibi cemiyetlerde akrabalara veya yakın dostlara takılan takıların yıllar sonra karşılıksız kalması pek çok vatandaşı hukuki yollar aramaya itiyor. Geleneksel olarak bir dayanışma örneği sergilemek amacıyla hediye edilen çeyrek altın veya bilezik gibi takıların geri dönmemesi durumunda mağduriyet yaşayan kişiler için yeni bir hukuki yol haritası çizildi. Hukukçular takılan altınların güncel piyasa değeri üzerinden ilamsız icra yoluyla tahsil edilebileceğini belirterek bu konuda adım atmak isteyen vatandaşlara çok önemli uyarılarda bulunuyor.

İlamsız İcra Yolu ve Örtülü Borç İlişkisi

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan uzman avukatlar geçmişte düğünlerde takılan çeyrek altın veya diğer ziynet eşyalarının bugünkü kur üzerinden hesaplanarak icra takibine konu edilebileceğini belirtiyor. Başlatılan ilamsız icra takibine karşı tarafın itiraz etmemesi halinde borcun kesinleşerek mahkeme sürecine gerek kalmadan doğrudan tahsil edilebildiği ifade ediliyor. Yüksek mahkeme içtihatlarında düğün takıları genellikle karşılıksız bağış niteliğinde görülse de bazı yerel mahkemeler bu durumu bir örtülü borç ilişkisi olarak değerlendirerek takıyı takan kişinin ileride aynı karşılığı bekleme hakkı olduğuna hükmedebiliyor.

İleride Mağdur Olmamak İçin Alınması Gereken Önlemler

Düğün takılarının iadesi konusunda yaşanabilecek hukuki uyuşmazlıklarda ispat yükümlülüğü büyük bir önem taşıyor. Hukukçular altınların doğrudan kuyumcudan alındığına dair fatura veya fişlerin saklanmasını ve takı merasimi sırasında net bir şekilde kamera kayıtlarının bulunmasını en güçlü deliller arasında sayıyor. Ayrıca takı takılırken orada bulunan kişilerin şahitliği de olası bir icra veya dava sürecinde hakkın kanıtlanması için vatandaşların ellerini oldukça güçlendiriyor. Tüm bu önlemler iyi niyetle yapılan bu geleneksel yardımlaşmanın ileride bir haksızlığa dönüşmesini engellemeyi amaçlıyor.